Karadeniz’de yeni denge: Türkiye NATO sahnesinde “oyun kurucu”

Hande Fırat, NATO’nun değişen stratejisiyle birlikte Türkiye’nin Karadeniz’de sadece ev sahibi değil, askeri planlamada yön veren ülke konumuna yükseldiğini yazdı. Ankara’nın Montrö hassasiyeti ise kırmızı çizgi olarak korunuyor.

Karadeniz’de yeni denge: Türkiye NATO sahnesinde “oyun kurucu”

NATO’nun son dönemdeki hamleleri ve Türkiye’nin bu yapı içindeki rolü, güvenlik gündeminin en sıcak başlıklarından biri haline geldi. “Karadeniz NATO’ya açılıyor mu?” ve “Yeni karargâhlar mı kuruluyor?” soruları tartışılırken, perde arkasında daha derin bir stratejik dönüşüm yaşanıyor.

Hande Fırat, kaleme aldığı analizde tartışmaların odağının yanlış yerde olduğunu vurguluyor. Ona göre mesele yeni bir karargâh kurulup kurulmadığı değil; NATO’nun değişen savaş anlayışı ve Türkiye’nin bu yeni denklemde üstlendiği kritik rol.

2022’de açıklanan yeni stratejik konseptle birlikte NATO’nun tehdit algısı genişledi. Artık sadece konvansiyonel savaşlar değil; siber saldırılar, enerji güvenliği, bilgi savaşı ve hibrit tehditler de öncelikli riskler arasında yer alıyor. Bu yeni yaklaşım, ittifakın krizlere müdahale eden değil, krizleri önceden karşılayan bir yapıya dönüşmesini hedefliyor.

Bu süreçte Türkiye, pasif bir konumda kalmak yerine aktif bir rol üstlendi. Ankara’nın öncülük ettiği çok uluslu kolordu yapılanması, olası bir kriz durumunda NATO kara unsurlarının koordinasyonunun Türkiye merkezli yürütülmesini öngörüyor. Bu da Türkiye’nin yalnızca ev sahipliği yapan bir ülke değil, sahada yön veren bir aktör haline geldiğini gösteriyor.

Karadeniz özelinde ise tablo daha da dikkat çekici. Bölgedeki askeri planlamalarda Türkiye’nin belirleyici rolü artarken, Karadeniz Birleşik Görev Kuvveti’nin komuta sorumluluğunun önümüzdeki yıllarda Ankara’da olması bekleniyor. Bu durum, Karadeniz’deki güvenlik mimarisinin merkezinde Türkiye’nin yer alacağını ortaya koyuyor.

En hassas başlık olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusunda ise Ankara’nın tavrı net. Türkiye; sözleşmeye bağlılık, Karadeniz’de kıyıdaş ülkelerin önceliği ve bölge dışı askeri varlığın sınırlı tutulması ilkelerini temel kırmızı çizgiler olarak koruyor.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, Karadeniz’in tamamen NATO kontrolüne açıldığı bir senaryodan ziyade, Türkiye’nin dengeleyici ve yönlendirici rol üstlendiği bir güvenlik mimarisine işaret ediyor.

Marmara’da “8’lik deprem” tartışması İstanbul'da yağış sonrası toprak kaydı Ankara merkezli 8 ilde 'kırmızı et' operasyonu "Borsada yatırım" vaadiyle vurgun